1991 yılında Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde dünyaya geldim. Hayatımın büyük bölümünü bu ilçede geçirdim. Çocukken kısa süreli şehir dışına çıksamda, asıl Ağrı’dan çıkışım üniversiteyi okuduktan ilk atama ile oldu. Sakarya’ya göç ettim. 2014 Ekim ayından beri Sakarya’da Eğitim ve Araştırma hastanesinde çalışmakta ve Arifiye ilçesinde ikamet etmekteyim.

Küçüklüğümden beri resim çizmeye, bilime ve özellikle de bilgisayara karşı hep merakım vardı. Daha 4-5 yaşlarında evler çizer dururdum. İlkokul yıllarında ise bilgisayar dersine ait Bilgisayar kitaplarını, bilgisayarım olmadığı halde defalarca okur, ezberlerdim. İlk Paint programı ile tanıştığımda, bu program üzerinden küçük resimler çizmeye başladım. Ancak fazla uzun sürmedi. Liseye geçiş ile birlikte internet ile tanıştım ve internet sitelerine merak sardım. Babamın 12 ay taksitle, aylık 100 liraya ilk aile bilgisayarımızı aldığını hiç unutmuyorum. Lise döneminde aldığı bu bilgisayar ile, internetsiz web siteler yapmaya, okuduğum CHIP dergisi sayesinde başlamıştım.

İnternet kafelerdeki oyunlardan en çok Half-Life’ı oynardım ve beğenirdim. Eve geldiğimde bir sonraki kafeye gitmenin hevesi içimde olur, kocamane resim defterine, sayfalarca Half-Life oyunundan görüntüler çizerdim. Hatta bu oyunu oynama şeklimin projesini belirlerdim, projeyi adeta yaşardım. Oyunculuğumda böyle başlamıştı. Bu yüzden tek oyunculu (Single Player) oyunları hep daha çok sevmişimdir.

İlk bilgisayarımdan bir-iki yıl sonra, bilgisayarı babamın Oto Sanayideki iş yerine taşıyınca interneti kendi bilgisayarımdan tecrübe etme şansına eriştim. İlk Google’a girdiğim o günü asla unutamıyorum. Artık tüm dünya parmaklarımın ucundaydı. İlk online alışverişimi de Hepsiburada.com’dan bir kulaklık alarak yapmış ve “Gerçekten ürün gelecek mi?” diye tedirgin bir şekilde beklemiştim.

Yine aynı dönemlerde bilgisayara nasıl format atıp Windows XP yükleyeceğimi bilmediğimden, bilgisayarı her bozduğumda, kar yerden 1 metre yüksekte olsa bile, 1 kilometre boyunca koca kasayı kucağıma alır, kardeşimle yardımlaşarak dolmuş durağına kadar götürür, oradan amcamın yolunu tutardım. Çünkü amcam bilgisayar ustasıydı. Bize bilgisayarımızı da o almıştı zaten. Amcam “Kasayı evin bir köşesinde bırakın, müsait olunca formatlarım” derdi. Aradan bir hafta geçerdi, bilgisayarımıza dokunmazdı. Biz birkaç kez, çocuk halimizle amcamın evine gidip kendisini rahatsız edince formatlama işlemini yapardı. Böyle bir işlemi bize öğretmek istemezdi. Sonra biz kasayı kucakladığımız gibi doğru evimize giderdik, büyük bir neşeyle. Birgün başka bir amcam bizim eve getirdiği Windows XP format CD’si ile format nasıl atılır bize öğretti. O günden sonra bu büyük zahmetten kurtulmuştuk.